Bölüm 6
Sevdan keder denizlerinde ağır bir kursun gibi çöker içime
Vurmam yüzüme hasretimi kimseler bilmez
Ağır,ağır ölürüm kurşun olmuş sevdan çektikçe dibe
Sensizlik tutmuş ya köşe başlarını,ne fayda
Adın yazar ama derinlerimde bilirim
Bir haram geceden sabaha çıkmaz sokaksın gönlüme
Yüzünü her gördüğümde... *
Buse elindeki şiir kitabını kapatıp sessizce geceyi izlemeye devam etti. Saner’e “ beni yarın kaçta alacaksın” dediği andan beri çelişkiler içindeydi, kendi iç savaş hala devam ediyor, bir tarafı “kızım ne yaptın” derken bir tarafı ise “ kalbini dinle bir gecelik” diyordu… Sonunda Elif’in de dediği gibi kimseyi düşünmemeye ve sadece o geceyi yaşamaya karar verdi, dolap kapağında asılı elbisesine bakarken….
Geceyi tek huzursuz geçiren Buse değildi. Saner Buse’nin tam olarak ne yapmaya çalıştığını bir türlü anlamamıştı..Birkaç ay önce karşısındaki sert gururlu tavız vermeyen kıza ne olmuştu. Bu öğleden sonra kendisine sımsıcak bakan “ beni kaçta alacaksın” diye soran kız kesinlikle onun “nemrut şirini” olamazdı…Saner adı gibi biliyordu Buse kesinlikle ilerisi için bir adım atmamıştı peki ama neden geliyordu onunla? Bir an önce güneş doğsun ve Buse ile geçireceği güne başlasın cevaplarını alsın istiyordu Saner… Arkadaşları daha ilk başlarda Saner’in çabasını görüp “boşa kürek sallıyorsun” demişlerdi, oda Buse’nin inadını görünce öyle düşünmüştü. “Belki…Belki bu defa kaderine şans vermeyi düşündün şirinem” diyerek kendisini uykunun kollarına bıraktı….
Sabahın ilk ışıkları ile gözlerini açmıştı Buse, madem kendi için bir gün yaşayacaktı en iyi şekilde olmalıydı bu da. Elif ile sabah erken saatlerde buluşup spor salonunda biraz yüzdükten sonra buhar banyosuna girmişlerdi. Kıkrıdaşmalar eşliğinde kendilerini cadde de kafaye atıp kallavi bir kahvaltı ısmarlamışlar,
-Arkadaşım hiç anlamıyorum öyle yüzüp koşup kilo vermeye çalışıyoruz ama spor salonu çıkışımız nedense hep bir kafede bitiyor…
-“Amannn Elif’im boşver biz orada bunları yemek için koşuyoruz..Hem fena mı ne hoş adamlar var biraz da göz banyosu yapıyoruz.” Demiş gene kahkahaları eşliğinde kafeyi terk etmişlerdi…
Elif sıra artık makyaj ve kuaföre geldi dese de Buse işi biraz daha yokuşa sürmüş kuaföre gitme işini ertelemişti..Nedense o kuaföre gittiği an gerçekle yüzleşecek gibi hissediyordu fakat farkındaydı eninde sonunda oraya gitmeli hazırlıklara başlamalıydı…Sonunda biraz daha Tunalı Hilmi caddesinde dolaşıp kuaförün yolunu tutmuştu.Saner ise tüm gününü evde geçirmiş ne yapacağını bilemeden bilinçsizce dolanıp durmuştu. En sonunda vakit gelmişti işte Buse'yi alıcak kendi gecesine yelken açıcaktı...
Buse’lerin evinin bahçesine girmesi ile arabada öylece kaldığını, nefes alamadığını hissetti Saner. Buse tam kapıyı kapatmış ve arkasını dönmüştü ki oda Saner’in arabasını farketti... Altın sarısı ipek elbisesi ile adeta uçuşuyordu,upuzun elbisenin etekleri her adımı ile ayrı bir ahenkle dans edip eşlik ediyor, saçlarının dalgası su dalgası gibi akıp Saner’e dogru geliyordu. Buse’nin biraz daha yaklaşması ile kendine geldi ve arabadan çıkabildi Saner, yakından daha da güzeldi V şeklinde gögüz dekoltesi ve sırtını açıkta bırakan elbisesi ile göz kamaştırıyordu..Hele o boynundan aşağı doğru süzülen sarı saten kumaş...Saner kendisini toparlayıp karşısında “ nasıl olmuşum” diye soran ve kendi ekseninde dönen kıza baktı;
-Buse inan çok güzel olmuşsun çok...Ne diyeceğimi şaşırdım..
-Teşekkürler Saner...Sende çok hoş olmuşsun siyah hımmm çok hoş bir tercih
-Sağol... Gidelim mi artık?
Buse için arabada o yol nasıl geçti nasıl balonun olacağı otele geldiler bilemedi, tek hissettiği şuan için dolduran Saner’in o mis gibi kokusu idi. Otelin önüne gelmeleri ile Saner arabadan inip anahtarı görevliye teslim etmiş Buse’nin kapısını açıp elini ona uzatmıştı. Buse Saner’in elini tutup tutmama arasında bir iki saniye kararsız kalmıştı ama en sonunda Saner’in elini tutumuş ve balo salonuna doğru yürümeye başlamışlardı.Onları karşıdan gören herkes birbirlerine çok yakışan bir çift olarak görebilirdi fakat ikiside o kadar iyi biliyorduki bu gece sondu onlar için... İlk ve son geceleri....
Buse elinden geldiğince tedirginliğini belli etmemeye çalışıyordu fakat balo salonu kapısında o günki otoparkta Saner’ın sarıldığı kızı görünce irkildi ve durdu. Buse’nin hareket etmeden bir yere sabitlenmiş baktığını farketmesi ve Yasemin’i görmesi bir oldu Saner'in, Buse’yi kendine doğru çekip beline sarıldı ve “ sakın bu gecemizi mahvetmelerine izin verme Buse lütfen” diyebildi. Buse zaten Saner’le bu kadar yakın olmanın verdiği şaşkınlıkla birde gözlerindeki o hüznü görünce “tamam” diyebildi...Balo salonuna girdiklerine arkadaşlarına selam vermişler yolda ayak üstü sohbet etmişlerdi elleri bir an olsun birbirinden ayrılmadan. Buse Saner'ı o arkadaşları ile aynı masada olduklarını öğrenince yüzünü ekşitmiş ama sonradan "olsun napalım bir gece ölmem ya" demiş akışına bırakmıştı herşeyi...İlk başta soğuk rüzgarlar esen ortamı Ahmet sohbeti ile ısıtmaya başlamış, bundan sonra herşey ikisinin istediği gibi gittmişti, kimsenin bakışlarına aldırmadan arkadaşları ile sohbet etmişler, gülmüşler, eğlenmişlerdi..
-Saner senin bu kadar espirili olduğunu bilmiyordum. Size bir şey itiraf edeyim mi çocuklar?
-Söyle bakalım Buse hanım...
-Ahmet bu itirafım birazda sizlere..Aslında ben hepinizden nefret ediyordum, şey yani bana o kadar boş geliyordunuz ki... Özür dilerim sizleri tanımadan çok önyargılı davranmışım...
-Nemrut şirin biliyorduk seni...Zaten bize gelince o kadar soğuk o kadar uzaktın ki dönüp konuşmuyordun bile bizimle...Kendi arkadaşlarına bir o kadar şirin, doğal, sevecen bize gelince tam bir nemrut...O yüzden senin takma adın “nemrut şirin” oldu ya...
-“Yaa Ahmet ama ne yapayım..Neyse son gününüzde bu itirafı da yaptım ohh rahatladım” demesiyle masada tekrar bir kahkaha kopmuştu...Fakat Saner’in hiç tepki vermediğini gören Buse yaklaşmış “ Birşey mi oldu neden sessizsin” demişti.
-Buse gerçekten benden nefret mi ediyorsun?
-Yookkk nerden çıakrdın. Öyle olsa seninle burada olurmuydum? Hem bak sizi tanımadan önce öyle düşünüyordum.
-Hala beni tanımıyorsun. Ben çaba sarfettikçe kaçıyorsun, bu gece bile söylesene saat kaçta herşey eski haline dönücek? Kaçta balkabağına dönüşecek araban? Masal biticek? Biliyorum bu sefer arkada bırakılan bir ayakkabı da olmayacak seni bulmam için, seni bulmaya umut bile demiyeceğim...
-Saner böyle konuşma...
-Haksızmıyım? Söyle Buse
-Ama bu gece ne olursa olsun benimle gelmek isteyen sendin Saner bunu da unutma..
-“Evet bendim allah kahretsin son defa yanımda ol istedim ama şuan bilmiyorum..Bu halin, elbisen, saçların, o en çok istediğim gülüşün...Neyse sanırım ben hava alsam iyi olacak...” demesiyle masayı tekretmesi bir olmuştu Saner’in...
Buse Saner’in kalması ile masalarına baktı herkes farklı şeylerle ilgileniyor, olanların farkında değil gibilerdi..Saner’i biraz yanlız bırakmasının daha iyi olacağını düşündü ve hiç birşey olmamış gibi davranmaya karar verdi Buse..Aradan geçen yarım saat içinde hala gelmemişti Saner, Barış’ın “ Buse nerede Saner” demesi ile düşüncelerinden uzaklaştı
-Lavoboya gitmişti gelir şimdi
- aaaa böyle güzel bir bayan tek bırakılır mı hiç gel dans edelim Buse hımm?
- “Yok Ahmet sağol ben daha Saner’le dans etmedim. Kavalyemle edeyim söz ikinci dans senin..Ben bir bakayım nereye takıldı” diyerek ayrılmıştı masadan. Salonun çıkış kapısına doğru yürüdükçe farketti Saner’i kapıya yaslanmış tam masalarını görecek şekilde elleri göğüsünde bağlı onu izliyordu Saner. Buse kendinden emin adımlarla ona doğru yürüdü ve tam karşısında durdu.
-Merak ettim seni...
- Gerçekten mi? Gayet memnun oturuyordun orada ama...
- Hayır seni bekleyerek oturuyordum orada..Sen neden gelmedin?
- Buranın manzarası iyi.
-“Hımmm öyle mi bende bakayım manzara buradan nasılmış” demiş Saner’in ellerini çözüp, sırtını onun göğüsüne yaslamış “ ee hadi ne duruyorsun bu durumda seninde bana sarılman başını omzuma koyman lazım ama” demişti. Saner bu teklifi geri çevirmemiş birbirlerine sarılmış vaziyette salonu, dans eden insanları izlemeye yorum yapmaya başlamışlardı.Buse kafasını hafifce Saner’e çevirmiş ve bu hareketi ile iyice yaklaşmışlardı birbirlerine, Saner’in gözlerinin içine bakarak
- biliyormusun biraz önce Ahmet beni dansa kaldırmak istedi..
-eee sen ne dedin peki?
-Bende daha kendi kavalyemle dans etmediğimi ilk onunla edeceğimi ama ikinci dansın onunla olabileceğini söyledim.
- Afferin biliyordum senin ne kadar zeki olduğunu, o zaman Ahmet’i çok bekletmek istemezsin değil mi?
- Nasıl yani?
- "Biz ilk dansımızı edelim belki ilerleyen saatlerde ikinci dansına zaman kalır” demiş ve dans pistine doğru ilerlemişlerdi...İlk müzikte edilen dansın ikiside farkına varamamıştı, ellerini nereye koyacaklarını, nasıl hareket edeceklerini bilememiş daha sonra kendilerini anın büyüsüne bırakmaya karar vermişlerdi...İkinnci parça çalmaya başlaması ile Saner Buse’den kendini biraz uzaklaştırmış gözlerinin içine bakarak “ bu şarkı bana hep seni hatırlatıyor” demişti.
Ne Güzel Güldün
belki durup dururken yanına gelince
söylediklerimi anlamsız buldun
oysa vakit yoktu ama sen haklıydın
çünkü böyle şeyler aceleye gelmezdi
yalandan da olsa
ne güzel güldün o akşam bana
-Çok mu acele ettim pamuk prensesim? Daha mı yavaş sakin yaklaşmalıydım sana?
-Hayır tam tersine sadece yanlış zaman oldu..Ben,eski yaşadıklarım...
belki tanışmak zor
iyi anlaşmak zor
peki görüşmek çok mu kolaydı
çok kısa bir zamanda belki birazda zorla
bence gayet iyi de anlaştık
yalandan da olsa
ne güzel güldün o akşam bana..
-O sizinle geldiğim bar nereydi Corvus..İlk sizinle gece dışarı çıkmamız..Nasılda eğlenmiştik
-Corvus..ahh evet senin beni evime bıraktığın gece...
bana bir söz verdin yine gelirim diye
sen gelmesen bile ben gelirdim
sana bir şarkı yazdım söylersin diye
beni hiç unutmamanı istedim
yalandan da olsa
ne güzel güldün o akşam bana..**
-İşte bu gece de seni hiç unutmaycağım gece...
-İşte bu gece hep aklımda yüreğimin derinlerinde olacağın gece Saner...
-Gidelim mi artık buradan Buse? Baş başa seninle olabilceğim bir yere? Kaçta balkabağına dönüşüceksin? Daha vaktimiz var değil mi?
- Var Saner..daha vaktimiz var...götür beni buradan.....
* Serdar Oğuz
** Pinhani