Gönder  Konu Kapalı 
Tarafını Seç - 10.Bölüm (Şaşkınlar)
Üye Bilgilerielips
Moderatör
*********
Moderatör

Mesajlar: 1,215
Üyelik Tarihi: Jan 2011
Teşekkürler: 907
381 Mesajına 1237 Teşekkür edildi.



Mesaj: #1
Tarafını Seç - 10.Bölüm (Şaşkınlar)
[Resim: colmanzarasi.jpg]




Dışarıdaki kızgın çölün havasına inat büyük bir çabayla arabayı soğutmaya çabalayan klima hiç de yardımcı olmuyordu.Araç çöle dayanıklı olmasına rağmen kum tanelerinin üzerinde yine de zorlanıyordu.Alya gözlerini açık tutmakta oldukça zorlanıyordu.Hem bedenen hem de ruhen kendini kaybetmek üzere olduğunu hissediyordu.Dili damağına yapışmıştı ve hırıltılı nefesler alıyordu.Aklı artık çözüm üretmeye uğraşmıyordu çünkü bulunacak bir çare yoktu.Araç nereye giderse o da oraya gidecek ve kaderine teslim olacaktı!!Bu hayatında hiç yapmadığı bir şeydi ama şimdi gücü kalmamıştı.Tek tutunduğu şey Aber’in görüntüsüydü.Ne olursa olsun onun zihninde belirmesiyle kalbi umutla tekliyordu.Biliyordu ki Aber verdiği sözleri her zaman tutardı ve onu mutlaka bulacaktı.Bulmak zorundaydı!!Hayatını kendisini kapatarak sözde mutlu ama başarılı bir şekilde geçirmişti.Ama şimdi kaybettiği mutluluğu bulduktan sonra tekrar ellerinden kayıp gitmesini istemiyor bir kez onu tadınca bağımlılık yapıyordu.O mutluluk kaynağının, Aber’in, yanında olmak istiyordu.Bu halinde bile zihninde beliren görüntü gülümsemesini sağlamaya yetmişti.Aber kollarını onun bedenine sarmış yağmurun altında kömür karası saçlarından yağmur taneleri damlarken muzipçe ona gülümsüyordu.

“Abi bir yerde durmamız gerek.”

Bu sesle zihni tüm hayallerinden sıyrıldı ve tüm gerçeklik bir tokat gibi genç kadının yüzüne vurdu.Bu sözleri söyleyen adama baktı.Arap olduğu teninden anlaşılıyordu.’Sürre’ye oldukça benziyor.’diye düşündü genç kadın.Bu adam Sürre’nin aksine hiç yanına yaklaşmamış hep onu uzaktan izlemişti.Orta boylu ve normal vücut hatlarına sahip bir adamdı.Fakat Alya’yı ilgilendiren görünüşü değil tavırlarıydı.Sürre’nin hissettirdiklerinin aksine bu adam garip bir şekilde ona güven veriyordu.Adamın bakışlarındaki bariz pişmanlık ve üzüntü onun bu işi isteyerek yapmadığının ispatıydı adeta.Bu durumda içindeki tek bir umut tohumunu dahi yeşertebilecekken bu adam sanki ona bu imkanı veriyordu.Adam Alya ile göz göze geldiğinde dudaklarında yarım bir tebessüm oluşsa da pişman bakışları hemen kadının üzerinden ayrıldı.

“Bu kadın elimizden kaçmasaydı bir yerde durma fırsatı bulabilirdik ama şimdi böyle bir şansımız yok.”

Alya’yı yakaladıklarından beri çölde bir araç içinde ilerlemeye çalışıyorlardı ve bu olayın üzerinden yaklaşık 1 saat geçmişti.Omar’ın abisini bir şekilde ikna etmesi şarttı.Zaman çok hızlı ilerliyordu.Bir ara bakışlarını camdan dışarıya çevirdiğinde gözleri bir parlaklığa takıldı.Bir ev mi vardı orada??Ev oldukça uzaktı ki fark bile edilmiyordu.Ama evin camlarına vuran kızgın çöl güneşinin yansımaları evi belli ediyordu.Bakışlarını tekrar abisine çevirdi.Sürre yola odaklanmış bir şey fark etmemişti.Yine de her ihtimale karşı abisi fark etmesin diye tüm dikkati kendisinde topladı.

“Abi Aber aptal bir adam değil.Çölde olduğumuzun farkında.Biraz daha çölde bu şekilde oyalanırsak helikopterlerin tepemize binmesi an meselesi.Koskoca çölde hareket eden tek siyah araç da fark edilmeyecek gibi değil.”

Aber’in ismi geçince Alya konuşmaya dikkat kesilmişti.Zihninin son kırıntılarıyla sözcükleri yakalamaya çalışıyordu ama yapamıyordu.Zihni kapanmak üzereydi.

“Ne öneriyorsun peki sevgili kardeşim?”

“Burada bir yere şimdilik durmalıyız.Hem kadının durumu da hiç iyi değil.Olur da Aber bizi yakalarsa kadının bu hali bizim aleyhimize olur.Hem…”durup düşündükten sonra yaptığı plana sımsıkı tutunarak konuşmaya devam etti.

“Çölü dinle abi.Fırtına kapıda.Bir yere sığınmazsak kendi canımızdan da olucaz.Kum fırtınasında hiçbir araç çöle kolaylıkla giremez.Biz de bundan yararlanırız.”

“Bu güzeller güzeli kadına yazık olacak ama inanır mısın bu kadının ne olacağı umurumda bile değil.Tek istediğim Aber’in karşımda yavaş yavaş yok oluşunu görmek ve bu kadın bana bunu sağlayacak.Ömrümde biriktirdiğim tüm nefretle boğucam onu.”

Omar kendi kanından canından olan bu adamın bu kadar nefret dolu olmasına şaşırmadan edemedi.Son sürat yapılan yaklaşık 4 saatlik bir yolun ardından çölün en ücra yerinde terk edilmiş bir bina buldular.Bina oldukça eski ve bir tepenin arkasına gizlenmişti.Eskiden kaçakçılar tarafından kullanılıyor olmalıydı.

“Tamam.Burada duralım ama acele edin de hava kararmadan eşyaları taşıyalım.Kadını…”

“Onu ben alırım.”dedi Omar hemen ve kadına baktı.Kadının başı koltuğa dayanmış gözleri kapalıydı ve hareketsiz yatıyordu.Dışarıdan bakan bir insan kadının ölü olduğunu düşünebilirdi.Her şey indirildikten sonra Omar kadını özenle kucağına aldı ve binada onun için hazırlanmış odaya götürdü.Bina yakın tarihte kullanılmış olmalıydı çünkü çoğu yerde örümcek ağları yoktu.Kadını yere serilmiş örtünün üzerine yatırdığında kadın gözlerini açtı.Onun etrafı tarayan korku dolu bakışları Omar’ı perişan etmişti.

Alya Sürre’nin üzerine geldiğini görünce uyku mahmurluğundan hemen sıyrılıp kendini geri çekmeye çalıştı.Ama Omar denilen adam önce davranmış ve Sürre’yi durdurmuştu.

“Kadının şu haline bak zaten yeterince korktu.Daha fazla üstüne gitme abi.Bu haliyle hiçbir şey yapamaz.Yerinden kıpırdayacak hali yok.Ne yemek yedi ne de su içti.”

Omar daha fazla şey söylemek istiyor olsa da abisi içlerinde sadece ona güvenirken bu güveni sorgulamasını istemedi ve daha fazla konuşmadı.

“Bu kadının ne hissettiği umurumda değil.Bunu sana söyledim.Benim asıl görmek istediğim Aber’in şu andaki hali.Gözümde canlandırdığımla aldığım zevk bile havalara uçuruyor.Ama yaşayan ölü haliyle gezen Aber’i görmeyi çok isterdim.O kadar deliye döndü ki…Sesindeki çaresizlik içimdeki nefreti iyice yoldan çıkardı.Ama risk alamam.O yüzden şimdilik şeyhimizin sesiyle yetinicez.Ama…madem bu kadını bu kadar çok düşünüyorsun her şeyiyle sen ilgilen.Elimize ayağımıza daha fazla dolanmasın.”diyerek odadan çıktı.

Sürre diğer işlerle ilgilenirken Omar kadının yanında kalarak bir süre onun bembeyaz olmuş soluk tenine baktı.Vicdanı çığlık atmaya başlayınca hemen bakışlarını çevirmişti.Nasıl yapmıştı bunu?Abisi için dahi olsa nasıl masum birisini bu şekilde alıkoyabilmişti??Aber ile problemi olan abisiydi halbuki Omar Aber’i severdi.Bu kadın biraz daha abisiyle kalırsa kesinlikle ölürdü bu yüzden bu kadını abisi anlamadan hemen buradan uzaklaştırması gerekiyordu ve abisi onunla ilgilenmesi emrini vererek onun ekmeğine yağ sürmüştü.


*


Çölün üzerine batmakta olan güneş ilk defa rahatlatmadı Aber’i.Kızgın çöl her zaman duygularını şikayet etmeksizin yutarken şimdi okyanusun serinliğine hasretti genç adam.Dışarıdan görünen sert zırhın altında sanki etini keskin pençeler yırtıyordu.Ama görünürde hiçbir şey yoktu!İçten içe ölüyordu.Boğazındaki yumru bir türlü geçmiyor zihninde ona gülümseyen kadın tüm duygularını alt üst ediyordu.O dudakların ona tekrar hediye edeceği tek bir gülümseme için her şeyini vermeye hazırdı.Onunla daha yaşayacağı çok şeyi vardı.Daha bir çok mutlu anıya gebe olacaktı paylaşacakları sonsuz hayatlarından eksilen her bir gün …’Seni seviyorum’ diyecekti kollarını onun bedenine sararken.Gözlerinin içine bakarken o derinliklerde kaybedecekti kendini…ve bu iki kelimelik cümleyi derinden gelen bir öpücükle onun dudaklarında mühürleyecekti.Onu her öptüğünde tutkudan koyulaşan mavi gözleri ve beklentiyle aralanan dudakları değdi aklının bir köşesine.Dudakları dudaklarına değdiğinde nasıl da alev alırlardı ve aklından her şey bir anda uçup giderdi.Onun yanında her şey doğal ve hayatın içindendi.Kendisini hayvanat bahçesinden doğasına salınmış bir çöl aslanı gibi hissediyordu.Alya sanki onu evcilleştirmişti ama onun yokluğunda yine her yere saldırmaya başlamıştı.Onu düşünmek bile sakinleşmesine yetiyor uzanamayacak kadar uzağında olduğunu bilmekse içindeki korun tekrar alev almasına neden oluyordu.Çalışma odasının kapısının açılmasıyla bakışlarını o yöne çevirdi.

İçeriye giren 3 adamın heybetli bedeniyle çalışma odası birden dolmuştu.

“Dediğin gibi tüm şehirde adamların sayısını arttırdık.Kuş uçurtmayacağız.Polise de haber verildi.Tüm mobeseler de izleniyor.Ben ve Raif şehir merkezinde olucaz.Riyad da çölü arayacak.Sürre mutlaka bir yerde açık verecek.”dedi kardeşi Farah.Bu olay sonunda tüm aile Dubai’deki eve toplanmıştı.

“Ben helikopterle beraber çölde olucam.Onu mutlaka bulucaz abi.Unutma ki Dubai senin.Senin topraklarında senden saklanamaz.”dedi Riyad.

“Suudi Arabistan ve Umman sınırları da bilgilendirildi.Hareketlilik olsa anında haberimiz olur.”dedi Farrah.Abisinin ustalıkla yaptığı aramalar onu şaşırtıyordu.Bir kadın için ortalığı ayağa kaldırmıştı ama Riyad’ın anlattığına ve abisinin haline bakılırsa bu kadın herhangi bir kadın değildi.Gerçi kendi karısının başına aynı şeyler gelse o da abisi gibi taş üstünde taş bırakmazdı.Yine de abisi şu anda oldukça soğukkanlı davranıyordu.

“Sürre senin bu haline mutlaka tanık olmak isteyecektir.Hayatında en çok istediği şeydi seni köşeye sıkıştırmak.Biz abimle şehirde gözümüzü dört açarız.”dedi Raif konuşmaya katılarak.

“Bu sefer yaptıkları yenilir yutulur cinsten değil.Yanıma yaklaşmaya cesaret edemez.Onu her yerde aratacağımın da farkında.En yakın zamanda Dubai dışına çıkmaya çalışacaktır ama Alya’nın kaçması onu yavaşlattı.Çölde kapana kısıldı.Onu orada arayacağımı da biliyor bu yüzden elimizi çabuk tutsak iyi olur.Hırsını Alya’dan çıkarmasından korkuyorum.Ona elini dahi sürerse…”

“Buna cesaret edemez abi.Ne olursa olsun bunu yapacak kadar şerefsiz değildir.”dedi Farah kuzeninin yaptıklarından utanarak yüzünü buruştururken.

“Onun şerefini burada tartışmaya kalksak içinden çıkamayız.Siz elinizi çabuk tutun.”diyerek kardeşlerini yolladı.Aslında Aber de deli gibi çölde Alya’yı aramak istiyordu.Çöl sanki Alya’nın varlığıyla daha çekici hale gelmiş sürekli Aber’i çağırıyordu.Ama Sürre onunla her an iletişime geçmeye çalışabilirdi.Telefon çölün çoğu yerinde çekmiyordu ve Aber bunu riske atmak istemiyordu.Bu yüzden en güvendiklerini yaptığı planda görevlendirmişti.Kardeşlerini…

Çalışma odasından çıkarak solana gitti.Ecem ve Ertan da ailesiyle beraber oradaydı.Alya kaybolduğundan beri Ecem’in göz yaşı hiç dinmemiş Ertan da sürekli onu teselli etmek zorunda kalmıştı.Aber de her ayrıntıdan hemen haberdar olabilmeleri için onlara evlerinde kalmalarını önermiş ve bu önerisi kabul edilmişti.

“Abi babam seni çağırıyor.” Dedi Havva abisinin yanına yaklaşarak.

Aber babasının çalışma odasından girdiğinde annesinin de orada olduğunu gördü.Babasının kaşları çatılmıştı.

“Biraz önce Yakub ile konuştum.Düğünün hemen yapılmasını istiyor.”

“Alya kaybolmuşken ne düğününden bahsediyorsun bana.Hem ne düğünü?”

“Ben de bunu merak ediyorum.Armira babasına bu konuda çok istekli olduğunu söylemiş.Madem böyle düşünüyorsun…”

“Ben Armira’yla evlenmeyi falan düşünmüyorum.”diye patladı aniden.O Alya’sını düşünürken nasıl olurdu da babası düğünden bahsederdi.Şimdiye kadar babasına saygıda kusur etmemişti ama şimdi saygıyı ve hürmeti düşünecek durumda değildi.

“Onunla ilgili planlarınıza sırf beni boğmayın diye ses çıkarmadım.Ama ben size ne onunla evleneceğimi söyledim ne de bununla ilgili bir davranışta bulundum.Ben o kadınla yalnız dahi kalmadım.Ama şu saatten sonra ağzımı kapatacak değilim.Anlaşılan bu kadın onun planlarını uyup sesimi çıkarmayacağımı düşünmüş.”dedi bağırarak.

Mirza Khalid ise oğluna öylece bakakalmıştı.Şimdiye kadar her dediğini harfiyen uygulamış ve ona layıkıyla iyi bir evlat olmuş olan bu adam ona bağırıyordu.Ama adam sesini çıkarmadı.Çünkü düşündüğünde oğlu haklıydı.Bu konuda onlara olumlu olumsuz hiçbir şey söylememiş olsa da ona bağırılması garibine gitmişti.

“Tabi baba senin hiçbir şeyden haberin yok.Alya’yı çok sevgili yeğenin Sürre ve yerlere göklere koyamadığın sözde müstakbel gelinin Armira alıkoydu.Ama sana yemin ediyorum.O ikisini bulduğumda…Allah şahidim ölmek isteyecekler!!İşte ben bunun için çok istekliyim.”dedi ve bir hışımla odadan çıktı.Tüm ev Aber’in bağırışlarıyla inlemişti.Kız kardeşleri çekinerek ağabeylerine bakıyorlardı.Aber’se içindeki öfkeyi bir türlü dizginleyemiyordu.

Akşamüzeri Armira’nın babası Yakub’un Mısır’dan gelmesiyle herkes Aber’in yapacaklarından iyiden iyiye korkmaya başlamıştı.Aber,Yakub ve Mirza Khalid çalışma odasına geçtiler.Aber’in yüzündeki sertlikten çekinen Yakub direk Mirza ile konuşmaya başladı.

“Düğün işlerini bir an önce konuşsak iyi olur.Ne de olsa uzun süredir bunu bekliyoruz ve söylentiler aldı başını gidiyor…”

“Ne düğünü?”dedi Aber adamın sözünü keserek.

Yakub çatılı kaşlarla Aber’e döndü.

“Senin ve Armira’nın tabiî ki.”

“Size onunla evleneceğime dair umutlandıracak bir davranışta bulunduysam özür dilerim ama böyle bir şey olmayacak.Neden böyle düşündüğünüzü anlayamadım.”

“Ama biz…”dedi Mirza’ya bakarak ama o da oğluna bakıyor hiç ses çıkartmıyordu.

“Armira’yla ailemi evlendirmeyi düşünüyorsanız o ayrı ama ben dünyada tek bir kadın kalmasa dahi Armira gibi düzenbaz bir kadınla evlenecek değilim.”

“Düzenbaz mı?Kızım hakkında nasıl böyle…”

“Siz kızınızın çevirdiği dolaplardan haberdar değilseniz bu benim sorunum değil!Sizi benim evliliği çok istediğim yalanıyla uyuttuğu belli.Sırf benimle evlenmek için nişanlımı kaçıracağı da hiç aklıma gelmezdi.Bu yaptığı yüzünden dua edin de iki yönetim arasında soğukluk yaşanmasın.Ama nişanlıma bir şey olursa yemin ederim hem kızınızı hem de sizi buna pişman ederim.Bunları yaparken gözümü dahi kırpmam!!Ne itibarınız kalır ne şerefiniz.Benim gibi bir düşman kazanmayı istemezsiniz.Bana ve sevdiklerime yapılanı asla unutmam.”

Yakub hem kızının yaptıklarını hem de adamın tehditlerini sindirmeye çalışıyordu.Mirza sert bakışlarını oğlundan ona çevirdiğinde Yakub daha da gerildi.

“Şimdi bunu yapan ailemize girdiğinde kim bilir neler yapar.Böyle bir gelin ne ailemize yakışır ne de ülkemize.”diyerek kestirip attı.Aber ise babasından böyle bir tepki beklemiyorsa da istifini bozmadı.Babası kabul etse de etmese de bu evlilik zaten olmayacaktı.

Aber bu haliyle Mirza’ya kendi gençlik yıllarını hatırlatmıştı.Karısı için nasıl da babasını karşısına almıştı.Aber de şimdi aynı o durumdaydı.Bu yüzden oğlunun yaptıklarına da sesini çıkartmamıştı eğer çıkarsaydı oğlunun da susmayacağı belliydi.Ama Aber’in söylediklerinde haklı olduğunu biliyordu ve oğlu bu haliyle tam anlamıyla bir şeyh gibi gözüküyordu.

Yakub’sa bu konuşmaları iş ilişkilerine nasıl yansıyacağını merak ediyordu.Zahara’larla yapılan işler Yakub için her şeydi ama onlar için hiçbir şey ifade etmediği belliydi.Bu yüzden kızını geçmiş itibarını düşünmeye başlamıştı.Ne de olsa kızının arkasının toplamaktan bıkmıştı.

“Peki ortak işler?Ne de olsa iş başka dostluk başka” dedi Mirza’ya bakarak.

“Ben aile babası olarak sadece aile meselelerine karışırım.Şeyh olan oğlum Aber’dir.Bu soruyu ona sorman icap eder.”dedi oğluna bakarak.

Yakub çekimser bakışlarını Aber’e çevirdiğinde işin umutsuz olduğunu anladı.Aber’in yanıtıysa hiç gecikmedi.

“İş başka dostluk başka haklısın ama ihanet her yerde aynı!Şu andan itibaren yapılan tüm ortak işler feshedilmiştir.”



*



Yerinde doğrulmaya çalıştığında tüm kemikleri isyan edercesine sızlamaya başladı.Dudakları öyle çok kurumuştu ki aldığı nefes dahi canını yakıyordu.Tekrar hareket etmeye çalıştığında karanlık odada bir hareketlenme olmuştu.Gözlerini hareketin olduğu yere diktiğinde kendisine doğru gelmekten olan gölgeyi fark ederek hemen geri çekilmeye çalıştı.

“Amacım sana zarar vermek değil.Korkma.Ben Omar.”diyen adam ona bir şişe su uzattı.Karanlıkta adamın gözlerine bakarak şişeyi aldı ve suyu kana kana içmeye başladı.Tutsak olduğu zamanlarda neredeyse insanlıktan çıkmak üzereydi.Günleri yarı uyur yarı uyanık geçiyor ve acıdan başka bir şey hissetmiyordu.Uyanık olduğu zamanlarda gerçekliğe ve umuda tutunabilmek için Aber’i düşünüyordu.Onun için hayata tutunmak zorundaydı.İkisi için…Gelecekleri için…

“Ne zamandır buradayız?”diye sorduğunda kulağına gelen ses kendisine yabancıydı sanki.

“Yaklaşık iki gündür.”

“Saat kaç?”diye sordu sadece konuşmak için.

“Saat şu an öğleden sonra 2. Geceye kadar enerjini toplamak zorundasın.”Aynı zamanda Omar önüne bir tepsi yemek koyarken bir yandan da dışarıdaki seslere kulak kesilmişti.Alya ise ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Omar “Sen sadece kendine gelmeye çalış.”derken Sürre içeri girdi.

“Demek sonunda kendine gelebildin.Şeyh Aber el Zahara iki gündür çölde göz açtırmıyor.Helikopter seslerine dahi uyanmadın.Belki de onlara kendini duyurmak için bir şeyler yapardın.Ben de bu çabanla biraz olsun eğlenirdim ama beni seninle yaşayacağım bu eğlenceden mahrum bıraktın.”

Demek Aber onu arıyordu.Söz verdiği gibi onu bulacağını biliyordu.Ama şimdi burada Aber bile ona yardım edemezdi.Alya güçlü bir kadındı ve bu gücünün de farkındaydı.Şimdi ne kadar korkuyor olsa da bunu kimsenin bilmesine gerek yoktu.Bu yüzden cesur bakışlarını Sürre’ye dikti.

“En azından içimizden birinin eğlenmesine sevindim.”dedi bitkin bir halde.

“Şu bitkin halde bile bana kafa tutuyorsun.Şeyhin burada olsaydı seninle gurur duyardı.Omar bu kadına sahip çık.Senin sorumluluğunda haberin olsun.”diyerek odadan çıktı.

Omar’ın meraklı bakışları altında yavaş yavaş yemeğini yedi.Vücudu kaybettiği suyu geri kazanınca kendine gelebilmişti.Şimdi daha iyiydi ve kaçma planlarını bir kez daha gözden geçirebilirdi.Gece geç saatlerde tüm adamlar kendi köşelerine çekildiğinde o da örtünün üzerine uzanmış bir şekilde sert zeminde uyumaya çalışıyordu.Birisi omzunu dürtünce kafasını çevirerek Omar’a baktı.

“Şimdi biraz daha iyi misin?”diye sordu adam çekimser bir ifadeyle.

“Bu ortamda ne kadar iyi olabilirsem o kadar iyiyim!”

“Ben yaptığım her şey için çok…ama çok pişmanım ve…özür dilerim.Böyle olsun istemedim.Ben abimi durdurabileceğimi sanmıştım ama…yapamadım.Onun karşısında durmaktansa yanında olup bazı şeyleri engelleyebileceğimi düşündüm yine de bu kadar ileri gideceği aklıma gelmemişti.Şimdiden sonra istediğim tek şey babamın, Aber’in ve başta senin beni affetmeniz.Başka türlü bu vicdan azabına dayanamam.”

Adamın pişman bakışları Alya’yı bir an için üzmüştü.Yerinde doğrularak oturdu.Şu anda kimseyi affedecek durumda değildi.Bu yüzden adamın sözlerine sessizliğiyle cevap verdi.

“Alya hava dışarıda oldukça karanlık.Eğer şimdi gidersen kimse farkına varmaz.”dedi Omar fısıldayarak.

“Nasıl?Elimi kolumu sallayarak mı çıkıcam buradan!”dedi alayla.

“Öyle de diyebiliriz.”

Omar ayağa kalktı ve Alya’yı da kaldırdı.

“Bir süredir bu planı yapıyorum.Abim bana güveniyor.O yüzden binanın bu kısmında fazla adam yok.Yapman gereken tek şey beni atlatman.” Dedi gülümseyerek.Alya’nın boğazından ve kolunun birinden bir çanta geçirirken bir yandan da konuşmaya devam ediyordu.

“Bu çantanın içinde seni bir süre idare edecek su ve yemek var.Telefonum da içinde.Çölde çoğu yerde çekmez ama yine de senin yanında bulunsun.Bu binadan çıktıktan sonra tepeye çık ve sola doğru yürü.Ama sakın yön değiştirme.Buraya gelirken yol üzerinde bir ev olduğunu fark ettim.Oraya bir an önce ulaşman gerek.Kimse seni bulamazsa ben şehir merkezine ulaşır ulaşmaz sana yardım edicem.”

Alya’ya her şey rüya gibi geliyordu.Kaç gündür kaçma planları yapıyor bir türlü başarıya ulaşamıyordu.Ama şimdi bu adam ona kurtuluşa çok yakın ve hazır bir plan sunuyordu.Aklına gelen birkaç ihtimal bu sevincine gölge düşürmüştü.

“Bu şekilde kaçışı daha önce de düşündüm ama beni yakalamanız fazla uzun sürmedi.”dedi dişlerini sıkarak.

“Bu sefer böyle olmayacak.Bu yüzden seni burada iki gündür tutuyorum.Şu an kaçman çok uygun.Bugün bilemedin yarın kum fırtınası çıkacak.Biz çöl çocuklarıyız fırtınanın ne zaman geleceğini biliriz.Fırtına sırasında bizim buradan çıkmamız imkansız hale gelir.Zaten diğerleri kaçtığını anladığında umarım ki sen güvenli bir yere ulaşmış olursun.Yolun tüm gece sürecek.Oyalanma.Söylediğim yönü takip et ve fırtına dinene kadar orada bekle.”

Tekrar bir sevinç dalgası sarmıştı içini.Bu esaretten nihayet kurtuluyordu!!Hem de kendisini kaçıran adamın kardeşi sayesinde…İçinde yanan ateş bir anda serinlemiş ve tekrar eski kendini bilir haline gelmişti.Ne olursa olsun bunu başaracaktı.Eğer ölmesi gerekiyorsa da bu Sürre denen adamın elinde ölüp Aber’e unutulmaz bir acı yaşatmayacaktı.Aklına Aber geldiğinde daha bir istekli hale geldi.Bir an önce ona sarılıp gözlerinin içine bakarak duygularının tüm berraklığıyla sevdiğini söylemek istiyordu.

“Peki sen?Abin sana bir şey yapmaz mı?” dedi tereddütle.

“Dedim ya abim bana güvenir.Zaten beni bulduğunda kendimde olmayacağım.”

Omar odanın ucundaki bir sandalyeyi alıp Alya’nın önüne koydu.Alya önce anlamasa da yapması gerekenleri idrak edince reddedercesine başını salladı.

“Bunu yapamam.”

“Yapabilirsin.Buradan kaçmak istemiyor musun?Oldukça gerçekçi olacak hem abime açıklama yapmak istemiyorum.Hatta onun yanında daha fazla kalmak bile istemiyorum.Beni de bu dertten kurtarmış olacaksın.Sadece bir gün boyunca kendime gelemeyecek kadar vursan yeterli.”dedi gülümseyerek.

Kesinlikle buradan kurtulmak istiyordu ve bunun için mantıklı mantıksız her şeyi yapabilecek psikolojideydi.Adamın gülümseyen yüzüne ve buna ters olan üzgün bakışlarına minnetle baktı.

“Omar…Seni…affediyorum.Teşekkür ederim.”

Omar’ın üzüntü dolu bakışları biraz olsun silinse de tamamiyle geçmemişti.

“Umarım Aber de affeder… Hadi acele et ve bir an önce çık buradan."

Heyecandan tüm damarlarında akan adrenalinle daha güçlü hale gelen Alya sandalyeyi kaldırarak adamın tam ensesine vurdu.Bu darbeyle Omar’ın boylu boyunca yere serilmesi bir oldu.Pişmanlık ve panikle adamın yanına çömeldi.Nefes aldığını anlayınca kapıyı sessizce açarak dışarı çıktı.Koridor oldukça karanlık olsa da gözleri alıştıkça her şey seçilir olmuştu.Diğer adamların bulunduğu yerin ters yönünde olan kapıdan çıkarak kendisini çölün serinliğine bıraktı.Ayakkabılarını omzundaki çantaya sıkıştırarak yalın ayak koşmaya başladı.Aynı Omar’ın tarif ettiği gibi…

[Resim: b14794l2.jpg]

Çölde gün doğmaya başladığında Alya hala yürüyordu tabi yaptığına yürümek denirse.Tüm gece gözünü kırpmamış o cesaretle sadece koşmuştu.Şimdi ise damarlarındaki tüm adrenalin çekilmiş ve onu korkularıyla yapayalnız bırakmıştı.Bir süre durduktan sonra çantasından çıkardığı şişedeki sudan birkaç yudum aldı.Gece boyunca ne bir şey yemiş ne de bir şey içmişti.Gecenin serinliğinden buna gerek görmemişti.Çöl gece ne kadar soğuksa gündüz de tam aksine o kadar sıcaktı ve tüm erzağı gün batana kadar tükenecekti.Yorgunluktan tökezleyerek dizlerinin üzerine kapaklandı ve ellerini kumlara dayayarak destek aldı.Hiç gücü kalmamıştı ama yapmak zorundaydı.Gözünün önüne gelen kara gözler ona devam etmesi için yalvarıyordu.Zorlukla ayağa kalkarak doğruldu.Bakışları yerdeyken bir şey dikkatini çekti ve hafif bir uğultu kulaklarını doldurdu.Hafif hafif esen rüzgar kum tanelerini hareket ettirmeye başlamıştı.

“Hayır.Şimdi değil…Henüz değil…”diyen Alya fırtınanın yolda olduğunu sezmiş ve yorgunluğunun imkan verdiği kadarıyla koşmaya başladı.O koştukça rüzgar onun adımlarıyla yeni uyanmışçasına esmeye başlamıştı.

*

Sürre’nin bulunmasından bu yana iki saat geçmişti ve Aber onun eve getirilmesini bekliyordu.Sonra Alya’sını kollarına alacak ve ona yaşattığı tüm bu kötü günleri unutturacaktı.Armira’nın babasıyla konuştuğundan beri bir çok gazete ve derginin basımından önce casusları tarafından hakkında haberler yazıldığını öğrenmiş hemen hepsinin kaldırılmasını istemişti.Alya’dan tüm yazılarda nişanlısı olarak bahsedilmişti.Bunun Alya’yı kızdıracağını çok iyi biliyordu genç adam.Alya emri vakileri sevmezdi.Bunun için ona romantik bir evlenme teklifi yapılarak kararını vermesini beklemek gerekiyordu.Bu düşünceyle günlerdir yüzüne uğramayan gülümseme dudaklarında yerini aldı.Alya onu affederdi ne de olsa seviyordu.Süründüreceği kesindi ama mutlaka affederdi!Dudaklarına konduracağı sımsıcak bir öpücük ya da onu özlemle bekleyen kollarını bedenine sarmak yumuşamasını sağlardı.Ne kadar hileli de olsa adam bunları yapmak için sabırsızlanmaya başlamıştı.

Kapıdan dört bir yanında adamla giren Sürre Aber’in bir anda kaskatı kesilmesine neden olmuştu.Sürre yüzündeki gülümsemeyle kafa tutar gibi Aber’e bakıyordu.Aber’in damarlarındaki kan birden buz gibi oldu.Sürre’nin yüz ifadesi buna yetmişti.

“Alya nerde?”dedi sıktığı dişlerinin arasından.

“Öldü.Çöl kazasında…”

Ortalık birden hareketlenmişti.Kimse ne olduğunu anlamadan Aber Sürre’nin önünde bitmiş ve çelik gibi yumruğunu suratına savurmuştu.Bu vuruşlar kendini yerde bulan Sürre’nin burnundan oluk gibi kan akmasına neden olmuştu.Aber hırsını alamamış bir şekilde yerde yatan adamın yakalarından tuttu ve tekrar vurdu.Üstüne sıçrayan ve ellerine bulaşan kana aldırmadı.Hiç kimseye ya da hiçbir şeye de öyle…Tekrar Sürre’nin yakasından tutup vurmak üzereyken Farah, Riyad ve Raif onu kollarından tutarak geri çekmeye çalıştılar.Ama Aber’i tutmak çok zordu.Ellerinden kurtulduğunda Aber hırsla Sürre’ye tekrar vurdu.Bu vuruşlarla kendinden geçmiş olan Sürre gözlerini açmayı denedi ama yapamadı.İçinde engelleyemediği bir öfke fırtınası vardı ve bu öfke birazdan Sürre’yi yutacaktı.Bakışlarını odadakilerin üzerinde gezdirdiğinde şaşkın bakışlarla kendisine bakan insanları ilk defa fark etti.Bir bakış şaşkın değil hem üzgün hem de çaresizdi.Amcasının bu bakışlarıyla Sürre’yi bıraktı ve doğruldu.Kardeşleri de onu tutan kollarını gevşettiler.

“Alya nerde?”diye sordu tekrar.

“Dedim ya…Öldü…Kendi ölümünü… kendisi hazırladı.”dedi Sürre zorlukla.

Aber duyduğu şeylere inanmayacaktı.inanamazdı!!

“Omar hastanede Aber.Seni görmek istemişti.Onunla konuş.Ben bununla ilgilenirim.”dedi amcası zorlukla.

Asaf oğlu Sürre’ye bakmakta dahi zorlanıyordu.Çevresindekilere utanç kaynağı olmuş yüzünü yere eğdirmişti.Adamlarına doğru döndü.

“Bunu götürün gözümün önünden.”

Aber kaskatı kalmış bir şekilde öylece ayakta dikiliyor.Tek bir noktaya bakıyordu.Zihni ve kalbi söylenenleri idrak edemiyor cümleler parça parça ona ulaşıyordu.Dişleri ve yumrukları sıkılmış tüm sesler uğultu şeklinde geliyordu kulağına.Kalbini birisi alıp söküyordu yerinden!!O kalp Alya’nındı ve onun için atıyordu.Şimdi ise kalbi çığlık çığlığa feryat ediyor sahibini istiyordu.Tüm kasları istem dışı titremeye başlamıştı.Farah’ın sözleriyle kendine geldi.

“Bir an önce Omar’la konuşmaya gidelim abi.”

“Bu adamın söylediklerine inanacak değilsin herhalde.”diyerek Riyad abisine bağırmaya başladı.

Aber hemen silkindi ve Omar’ın yattığı hastaneye doğru yol aldılar.Hastaneye ulaştıklarında Omar Aber’i görür görmez doğrulmaya çalıştı.Aber’in lafı geveleyecek durumda değildi.

“Bana ne olduysa anlat!”

Omar tüm planını ve Alya’nın kaçışını anlattı.Birden panik oldu.

“Onu bulamadınız mı?”

“Hayır.Sürre…her neyse!Alya kaçalı ne kadar oldu?”

“Çöl fırtınasından 1 gün yani yaklaşık bir hafta önce.Onun arkasından fırtınanın çıkması fazla uzun sürmedi.Ama…başarmış olmalı.O çok güçlü ve cesur bir kadın.”

Aber’in gözünün önüne gelen hatıralar da bunu doğruluyordu.Alya’nın ilk günden beri ona kafa tutuşu,istemediğini söylese de her seferinde öpücüklerine karşılık verişi,asil ve dimdik duruşu…

“Halinden de belli ne kadar güçlü bir kadın olduğu.”dedi Aber.Omar’a ne kadar öfkeli olsa da şimdi minnettardı.

“Haklısın.Bunu hak ettim.Daha çoğunu hak ettim aslında.Abimin önünde duramayacağımı biliyordum.Hiç değilse yanında olur onu bir şekilde engellerim diye düşündüm.Böyle olacağını bilemezdim.Onu fazla tutmaz diye düşündüm ama abim Karim’i gözünü bile kırpmadan öldürünce…onu durduramayacağımdan emin oldum.En azından Alya’yı kurtarıp vicdan azabımı hafifletebiliridim.Aber…Affet beni.Alya affetti sen de affet ne olur.Babamın hatta kimsenin yüzüne bakamayacak durumdayım.”

Yatmakta olan genç adamı süzen Aber Omar’ın gerçekten de pişman olduğunu anladı.Ama bu Alya’sının geri getirmiyordu.

“Alya’yı nefes alırken bulduğum zaman…Seni affedicem.”diyerek odadan çıktı ve çıkar çıkmaz her yere emirler yağdırmaya başladı.Fırtına şimdilik dinmişti ama yeniden bastıracağı havadan belliydi.Helikopterler havalandı.Tüm kardeşler bir helikopterde toplam 4 helikopter çölü karış karış aradılar.Aber hiçbir yeri es geçmiyor baktığı her yere tekrar tekrar bakıyor terk edilmiş edilmemiş herhangi bir ev bulduğunda helikopteri çöle indirip adamlarıyla tüm çevreyi tarıyordu.Helikopterler uzun arayışların sonunda şehir merkezine geri döndüler.Tüm umutlar yavaş yavaş tükenirken Aber hayatının ellerinin arasından kayıp gittiğini hissediyordu.Kardeşleriyle birlikte eve gittiğinde kimsenin ağzını bıçak açmıyor kimse Aber’e bir şey sormaya cesaret edemiyordu.

“Bu evin hali ne böyle?Neden sessiz?Yas mı tutuluyor?”diye söylendiğinde kimseden ses çıkmadı.



“Alya ölmedi!!Onun beni bu dünyada böyle bırakacak lüksü yok!”diye bağırırken sessiz evde bağırışları yankılandı.Evin verdiği kapana kısılmışlık hissinden kurtulmak için dışarı çıktığında kendini ahırda Buğra’nın yanında buldu.At huzursuzdu.Seyisler atı zapt etmekte zorluk çekiyordu.Zaten doğası gereği çok asi olan at sürekli şaha kalkarak kapıya vuruyordu.İki seyis onu yularlarından tutup çekiştiriyorlar bunun üstüne at daha da sinirleniyordu.Aber atının yanına ulaştığında önünde dimdik durdu.At da birden hareket etmeyi kesti ve sahibinin önünde durdu.Derin derin nefes alarak toynaklarını yere sertçe vururken Aber onun yularını ve eyerini çıkardı.Seyisler atın nasıl bir anda sakinleştiğini anlamaya çalışırken Aber eyersiz atın üzerine binerek Buğra ile beraber hızla ahırdan çıktı.


Çölün bilindik görüntüsü Aber’e yabancı geliyordu.Çocukluğundan beri evi olmuş olan bu çöl geleceğini her geçen saniye daha da yutuyordu.Gözleri en son küçüklüğünde akıttığı yaşları hatırlatırcasına dolmuş görüşü bulanıklaşmıştı.Yapmak istediği hiçbir şey yoktu.Sadece atıyla beraber koşuyordu.Kalbindeki sevginin büyüklüğü acıyı kabullenmiyordu.Boğazında düğümlenen yaşlarla inatlaşarak dişlerini sıktı.Ağlamayacaktı!!Neden ağlayacaktı ki Alya hayattaydı.Aksi bir şey olsa….mutlaka hissederdi ama…Yoksa hissettiği acı bu yüzden miydi?Atın yelesine asılarak düşüncelerinden kaçabilirmiş gibi atı daha da hızlandırdı.At da zaten buna hazırdı.Rüzgar saçlarını savuruyor ve fırtınanın yolda olduğunu haykırıyordu.Aber’in ise bu umurunda dahi değildi.’Beni bırakamaz.Bunu yapmadı yapamaz!Hayır!’diyerek kendini telkin etmeye çalışıyordu.Çöl sanki onu da yutmak istermiş gibi daha çok içine alıyordu.At birden durunca geldikleri yeri fark etti.Yol boyunca Buğra’yı hiç yönlendirmemiş sadece koşturmuştu ama at geleceği yeri anlamış gibi onu çöldeki tek sığınağına getirmişti.Atı ahıra yönlendirdiğinde fırtına iyiden iyiye bastırmış hava kararmıştı.Dört bir yanı cam kaplı olan sığınağına adım atarak görmeyen gözleriyle etrafına baktı ve manzarayı izlemek için her zamanki yerine geçti.Fırtına tüm çölü kasıp kavuruyordu.İlk defa içinden rüzgarın esmemesini diledi.Bu fırtınada Alya’nın dışarıda olduğunu bilmek…32 yıllık hayatı boyunca ilk defa kendisini böylesine çaresiz hissetmişti ve bunun sebebi ilk defa sevmesini sağlayan kadındı!Sesini duyurabilecek gibi fısıldadı.

“O güzel sarı saçların içimdeki çölümdü benim.Tenime her değişlerinde…içim yandı.İçim bir çöldü zaten ama hiçbir zaman bu kadar çorak ve verimsiz olmamıştı.Bilmeden hep bir yerlerde su aradım.Sen sudan ziyade bir şelale gibi aktın içime.Topraklarım bir anda yeşerdi ama şimdi…Suya hasret kaldım.Halbuki bir damlan bile yeter beni yeşertmeye.Beni…Umutlarımı…”

Dişlerini sıksa da göz pınarlarından damlayan yaşlara engel olamıyordu.Kendini serbest bıraksa bile bir şey hıçkırıklarla ağlamasına engel oluyordu. Dışarıdan gören kimse yüzünde yaşlar olmasa ağladığını anlayamazdı.
İçi acıyor ruhu daralıyordu.Görünmeyen bir kelepçe tüm ruhunu sıkıyor gibiydi.Şimdiye kadar her şeyle savaşmış ama bu zor geliyordu.

[Resim: 310199112.jpg]

Bu resim küçültülmüştür. Orjinalini görmek için tıklayın.

Camda beliren yansımaya baktı.Güzel sarı saçları omuzlarına dökülmüş doğrudan kendisine bakıyordu.Gördüğü yansıma o kadar gerçekti ki sanki arkasını dönse onu orada bulacaktı ama dönüp onu orada bulamayacağı ihtimali dönmesine engel oluyordu.Zihni ona oyunlar oynuyor son zamanlarda onun görüntüsü zihninden hiç eksik olmuyor adeta onu düşüncelerinde yaşatıyordu.Yansımadaki güzel deniz mavisi gözler yaşlarla parlıyor her bir damla bir mücevhermiş gibi çenesine kadar süzülüyordu.Dolgun dudakları bir bebeğin dudakları gibi büzülmüş ve kızarmıştı.Ağlamak bir kadına bu kadar mı yakışırdı?Ama onun zihninde bile acı çekmesine ağlamasına dayanamıyordu.

“Ağlama ne olur.Acı çekmene ağlamana dayanamıyorum.Bana bir işaret ver.Aklımı kaybetmek üzereyim.Kalbimse zaten seninle gitti.Nefes alamıyorum.Yalvarırım söyle…Nerdesin?Söyle ki seni gelip alayım.”diye seslendi yansımaya doğru.Bir yandan da göz yaşlarından utanmadan ona bakıyordu.Yansıma sanki ona arkasından yaklaşıyor gibi camdaki görüntü daha da netleşti ve ona elini uzattı.Ona uzanan o eli tutmayı ne kadar çok isterdi şimdi! O el omzuna dokundu.Sanki gerçekten dokunmuştu.Bu dokunuşun verdiği hisle gözlerini kapattı.Çöldeki tüm uğultuya inat kalbinin gümbürtüsü tüm ruhunu ve bedenini istila etmişti.Omzuna dokunan o elden tüm sıcaklık ruhuna akıyordu.Bu…Bu gerçekti.Alya’nın hıçkırıklarla dolu sesi ve sorusuna verdiği cevap evin tüm sessizliğini yırtmıştı.

“Buradayım.”

Aniden arkasını döndüğünde ise hayali tüm gerçekliğiyle karşısındaydı.



Şaşkınlar İftiharla sunar. İyi okumalar.


"Yalnızım. Çünkü herhangi biriyle değil,
beklediğime değecek kişiyle devam etmeliyim bu yola." -Can Yücel
(Bu Mesaj 27/01/2012 10:27 PM değiştirilmiştir. Değiştiren : elips.)
27/01/2012 10:23 PM
Tüm Mesajlarını Bul
 Teşekkür Edenler: P!nk , mervem , GuNeSs , figenbenzer , gamze_lee , zehra , Hailey , Goddess of folly , beaty- , bluesky , LARISSA , digdem_ , morcizgi , drita , bilgisayarım , twilightsevgi , h.y82 , TJN , aslıceren , ShETaiN , sudemnida , şefika , bridgetjones , eflatun , leyla59 , hnd , €M€L , mel , Zeynom , esosh , melegim , Aleren Merve , basakkiziltan , cal69 , İsTaNbUL , ilksin , Gökyüzü , b@yse , doktor500 , promete , dover , zelisce , Gül Taşdelen , kitapkurdu , tuğçe-55 , Only , ayşe , penqu , ostiri
« Önceki | Sonraki »
Gönder  Konu Kapalı 




Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Tarafını Seç Bölüm 11 (Aşıklar) basakkiziltan 0 488 29/01/2012 10:41 PM
Son Mesaj: basakkiziltan
  Tarafını Seç! - 9. Bölüm (Kurnazlar) P!nk 0 485 25/01/2012 07:58 PM
Son Mesaj: P!nk
  Tarafını Seç - 7.Bölüm (Şaşkınlar) elips 0 588 21/01/2012 11:06 PM
Son Mesaj: elips
  Tarafını Seç! 6. Bölüm (Kurnazlar) P!nk 0 614 19/01/2012 11:51 PM
Son Mesaj: P!nk
  Tarafını Seç! Bölüm 5 (Aşıklar) basakkiziltan 0 565 18/01/2012 04:18 PM
Son Mesaj: basakkiziltan
  Tarafını Seç - 4.Bölüm (Şaşkınlar) elips 0 533 17/01/2012 09:59 AM
Son Mesaj: elips
  Tarafını Seç! 3. Bölüm (Kurnazlar) P!nk 0 558 15/01/2012 10:13 AM
Son Mesaj: P!nk
  Tarafını Seç! Bölüm 2 (Aşıklar) basakkiziltan 0 521 13/01/2012 10:28 AM
Son Mesaj: basakkiziltan
  Tarafını Seç - 1.Bölüm (Şaşkınlar) elips 0 691 11/01/2012 10:16 AM
Son Mesaj: elips

Forum'a Git: